Açı: İki İşlevin Birbirine Değmesi
açınatal haritabaşlangıç
Açı, gezegenin kendisi değildir
Natal harita bir çemberdir. Gezegenler bu çemberin üzerinde durur. İki gezegen arasındaki mesafe, derece olarak ölçülür. Bu mesafenin bazıları geleneksel olarak adlandırılır. Adı olan mesafeye açı denir.
Açı, gezegenin kendisi değildir. Merkür, psişenin düşünme ve konuşma işlevini anlatır. Satürn, sınırla durma işlevini. İkisi arasında bir açı varsa okuma şunu sorar. Bu iki işlev aynı sahnede mi çalışıyor, birbirine sürtünerek mi, yoksa birbirinden habersiz mi? Açı bir olay haberi değildir. İki işlevin birbirine nasıl değdiğinin adıdır.
Burç, her işlevin niteliğidir. Ev, değmenin hangi hayatta bir sahne bulduğudur. Haritanın diğer parçaları Natal Harita Nedir yazısında durur. Evlerin ayrımı evler yazısında kurulur. Açı, alandan çok işlevlerin birbirine değmesidir.
Beş klasik açı
Gelenekte beş açı öne çıkar. Dereceler yaklaşık değerdir. Tam sayıya kilitli değildir.
- Kavuşum, yaklaşık 0 derece. İki gezegen aynı yerde durur. İşlevleri ayrışmak istemez. İstek ile düşünce aynı cümlede konuşur. Hangisinin sesi olduğu ilk bakışta belli olmaz. İk, sesi bir sanılır.
- Altmışlık, yaklaşık 60 derece. Küçük bir açıklık. İşlevler birbirini tutabilir, ama kendiliğinden akmaz. Birinin kapıyı açması gerekir. Açılmazsa açı durur. Bir vaade dönüşmez.
- Kare, yaklaşık 90 derece. İki işlev aynı saate sığmaz. Biri hız ister, öteki ölçü. Sürtünme buradan gelir. Sürtünme kötülük değildir. Hareket çoğu zaman bu sıkışmadan çıkar. Rahat akan yer, kişiyi yerinden kaldırmaz. Sıkışma, ya hiç görmemek ya da yalnızca savaş sanılır.
- Üçgen, yaklaşık 120 derece. İşlevler birbirine kolay gelir. Bir beceri çaba istemeden kullanılır. Kolaylık da bir kör nokta olabilir. Acıtmayan şey sorgulanmaz. Akan, işleyişi tek doğru sanılır.
- Karşıtlık, yaklaşık 180 derece. Çemberin iki ucu. Biri kişide, öteki karşıda duruyormuş gibi yaşanabilir. İlişkide "o böyle, ben böyleyim" cümlesi bazen bu açının sahnesidir. İki uç da aynı haritanındır. Karşı ucu yalnız başkasında görmektir. Bu bir yansıtmadır.
Bir örnek, hüküm değil. Merkür ile Satürn arasında bir kare okunurken akla gelen sahne şudur. Toplantıda cümle içinden üç kez düzeltilir. Sonra ya hiç söylenmez ya da geç söylenir. Bu sahne herkeste aynı biçimde çıkmaz. Hangi evde durdukları, başka hangi gezegenin değdiği, sahneyi değiştirir. Burç, düzeltmenin niteliğini değiştirir. Ev, düzeltmenin işte mi, ilişkide mi, kökte mi yaşandığını söyler.
Orb: pay nerede biter?
İki gezegen tam 90 derecede durmak zorunda değildir. 92 de kare sayılabilir. Bu paya orb denir. Payın genişliği gezegene, açının türüne ve okuyan kişinin yöntemine göre değişir. Güneş ve Ay için pay çoğu gelenekte daha geniştir. Herkesin kullandığı tek bir sayı yoktur.
Orb daraldıkça temas daha belirgin sayılır. Geniş bir pay, açıyı silikleştirir, yok saymaz. Bir haritayı ilk kez okurken bütün uzaklıkları açı ilan etmek de gerekmez. Adı olan beş mesafe, başlamak için yeter. Uzak bir mesafeyi açı diye şişirmek, değmeyen iki işlevi değiyormuş gibi okumaktır. Değmeyen yer de bir bilgidir. Habersiz çalışan iki işlev, sürtünen iki işlevden başka bir işleyiştir.
Açı tek başına hüküm vermez
Kare kötü, üçgen iyi değildir. Bu eşleştirme haritayı bir not çizelgesine çevirir. Kare, iki işlevin birbirine uymadığını söyler. Üçgen, uyduğunu. Uyum her zaman gelişme değildir. Sürtünme her zaman hasar değildir. Bireyleşme, sürtünmeyi silmek değildir. Sürtünmenin hangi iki dürtü arasında durduğunu bilince almaktır.
Aynı açı, farklı evlerde farklı kapıdan girer. Yedinci evdeki bir karşıtlık ilişkide görünür. Onuncu evdeki bir kare, görünen işte. Evi bilmek için doğum saati gerekir. Saat yoksa açı burç düzeyinde durur, ev iddiası kurulmaz. Bu ayrım yükselen yazısında kurulur.
Bir açıyı okurken üç soru yeter. Hangi iki işlev değiyor? Değme kolay mı, sıkışık mı? Bu değme hayatın hangi alanında bir sahne buluyor? Üçüncüsünün cevabı saat yoksa açık kalır. Açık kalması, uydurmaktan daha dürüst bir okumadır.
Açı gelecek söylemez
Açı, olacak olanı yazmaz. Bir kare, o konuda bir felaket geleceği anlamına gelmez. Bir üçgen, o konuda zahmetsiz bir sonuç anlamına gelmez. Açı, iki işlevin birbirine alışmış bir değme biçimidir. Alışkanlık, hayatın zorunlu gidişi değildir.
Bu çerçeve tıbbi, hukuki ya da mali bir kararın yerine geçmez. Hangi gezegenlerin birbirine değdiği harita hesaplayıcıda görülür. Saat bilinmiyorsa evler kesin sayılmaz. Gezegenlerin burçları ve aralarındaki açıların bir kısmı yine okunabilir. Okunan şey bir sahne vaadi değildir. İki işlevin birbirine nasıl değdiğinin adıdır.