Persona ve Gölge: Gösterilen Yüz, Sığmayan İşleyiş
personagölgejung
İki kavram, tek ilişki
Jung'un en çok kullanılan iki kavramı, persona ve gölge, birbirinin tamamlayıcısı olarak durur. Persona, dünyaya gösterilen yüzdür. Gölge, bu yüze sığmayan, saklanan ya da fark edilmeyen işleyiştir. Biri olmadan diğeri anlaşılmaz. Persona neyi içeriyorsa, gölge onun dışarıda bıraktığını taşır.
İkisi bir ahlak çifti değildir. İyi yüz, kötü yüz diye okunmaz. İkisi de psişenin işleyişidir. Biri ilişkiyi mümkün kılar. Öteki, mümkün kılınırken kesilen dürtüyü saklar.
Persona, gereken bir maskedir
Persona kelimesi, antik tiyatroda oyuncuların taktığı maskeden gelir. Jung bu kelimeyi toplumsal rol için kullandı. Bir toplantıda nasıl konuşulduğu, ailede nasıl davranıldığı, bir öğretmen ya da müşteri olarak nasıl görünüldüğü. Bunların her biri bir persona parçasıdır.
Persona kötü bir şey değildir. Gündelik hayatta her şey her yerde söylenmez. Her duygu her sahnede gösterilmez. Sorun, kişi personasıyla özdeşleştiğinde başlar. "Benim kim olduğum" ile "benim nasıl göründüğüm" aynı şey sayılır. Sayılınca maske, yüzün kendisi sanılır. Maskenin altındaki işleyiş, bilinçdışına itilir.
Maske, yüz sanılır. Bu bir hakaret değildir. İşleyişin adıdır. Kişi, gösterdiği rolü bıraktığında kim kaldığını bilemez. Bilemeyiş, rolün başarısızlığı değildir. Rolün bütün sanılmasıdır.
Gölge, reddedilen işleyiştir
Persona neyi içerir diye düşünülürse, gölge neyi içermediğine bakılarak anlaşılır. Çocukken "böyle davranırsam sevilmem" diye öğrenilen yan gölgeye gider. Öfke, kıskançlık, açgözlülük, bağımlılık ihtiyacı. Bunlar sık görülen örneklerdir. Gölge yalnız bunlardan ibaret değildir. Bastırılmış bir yetenek, bir canlılık, bir hırs da gölgede kalabilir. Aşırı uyumlu bir persona, gölgesinde sert bir taraf taşır. Aşırı güçlü bir persona, bağımlı bir taraf taşır.
Sertlik burada kötülük değildir. Uyumlu yüzde kesilen sınır koyma işlevidir. Bağımlılık da zayıflık diye okunmaz. Güçlü yüzde kesilen, dayanma ve yakınlık kurma işlevidir. Kesilen işlev yok olmaz. Başka bir kapıdan çıkar.
Katı persona, gölgeyi yoğunlaştırır
Persona ne kadar katıysa, gölge o kadar birikir. Bu iki yönde işler.
- Çok titiz bir persona, gölgede bir dağınıklık biriktirir. Birikim, kişinin kendinde tanımadığı bir tepki olarak çıkar. Masa dağılır. Söz dağılır. Düzen bir anda bırakılır. Titizlik bırakılmaz. Bırakılan an, dağınıklık bir patlama olur.
- Çok sakin bir persona, gölgede bastırılmış bir öfke biriktirir. Sükûnet, ilişkinin üslubudur. Öfke, üsluba sığmaz. Sığmayınca ya yutulur ya da küçük bir sahnede boşalır. Öfkeyi sakin yüzün ardında biriktirmektir.
Bu birikim bir noktada dışarı taşar. Beklenmedik bir patlama, bir sızı, tekrarlayan bir ilişki kalıbı. Bunlar gölgenin çıkış biçimleridir. Jung bu yüzden gölgeyle ilişki kurmayı, kişinin gelişimi için temel saydı. İlişki, gölgeyi silmek değildir. Gölgenin hangi dürtüyü taşıdığını bilince almaktır. Bu alma, bireyleşmenin bir parçasıdır.
Yansıtma, gölgenin en sık kapısıdır
Projeksiyon, en sık görülen ipucudur. Birine verilen güçlü tepki, çoğu zaman onda, kişide tanınmayan bir yanın yansımasıdır. Bir şey gereğinden fazla rahatsız ediyorsa, rahatsızlık bir soru için yeter. Bu, kişide neye dokunuyor?
Üç yer, ipucunu somutlaştırır. Başkasında en çok neye öfkelenildiği. Hangi özelliğin insanlardan saklandığı. Kimin gereğinden fazla övüldüğü ya da yerildiği. Övgü de yerme de aynı kapıdır. Biri gölgeyi yüceltir, öteki gölgeyi kovar. İkisi de yanın kendinde durmasına izin vermez.
Bu yerler bir yargı koymaz. Dikkati bir işleyişe çevirir. Isı, olgudan büyükse, aşan kısım içeriye aittir. Olgu inkâr edilmez. Isı da başkasına fatura edilmez.
Gölge silinmez, bilince katılır
Jung gölgeyi yok etmeyi hedeflemedi. Bilince katmayı hedefledi. Bu sürecin adı bireyleşmedir. Amaç, kusursuz bir kişilik değildir. Kendi bütünlüğünü bilen bir kişidir. Persona ile gölge arasındaki mesafe küçüldükçe, kişi hem gösterdiği hem sakladığı yanla daha az bölünmüş yaşar. Bölünme bitmez. Bölünmenin adı bilinir. Adı bilinen işleyiş, patlamadan önce görülebilir.
Bu kavramları natal haritayla ilişkilendiren okuma Gölge ile Tanışmak yazısında durur. Jung'un diğer terimleri sözlükte bulunur. Bu çerçeve, tıbbi, hukuki ya da mali bir kararın yerine geçmez. Ağır bir sıkıntının yerine de konmaz. Konulan şey, bir düşünme dilidir.