Hikâye
Troya kralı Priamos ile Hekabe'nin kızıdır. Apollon ona kehaneti öğretir. Karşılığında kendisine verilmesini ister. Burada kaynaklar ayrılır. Apollodoros'a göre kız öğrendikten sonra reddeder. Apollon armağanı geri alamaz. Ağzına tükürür. Söyleyecektir. Kimse inanmayacaktır. Aiskhylos'ta Kassandra bunu kendisi anlatır. Loksias'a, yani Apollon'a, önce evet demiştir. Sonra çekilmiştir. Ceza aynıdır. İnanılmamak.
Troya düşünce Agamemnon onu köle olarak Argos'a götürür. Agamemnon oyununun ortasında arabadadır. Uzun süre susar. Sonra görür. Evi bir kesim yeri olarak görür. Eski bir suçu görür. Atreus'un, kardeşinin çocuklarını ona yedirdiğini. Bir de kapının ardını görür. Agamemnon'un öldürüleceğini. Kendisinin de.
Koro eski suçu tanır. Evin eski kanını duyar. Kapının ardını duymaz, ya da duyar ve bir şey yapmaz. "Umarız yanılıyorsun" derler. Kassandra yanılmadığını bilir. Yine de iner. İçeri girer. Ölümü bir sürpriz olarak yaşamaz. Söyleyerek girer.
Gökyüzünde
114 Kassandra, doğru olup da inanılmayan sözün gökteki adıdır. Söz duyulur, tutulmaz.
1871'de Christian Heinrich Friedrich Peters tarafından bulunur. Bir gezegen değildir. Asteroit kuşağında, adı bir insana verilmiş cisimlerden biridir. Bağ yenidir. Antik bir gök geleneği yoktur. Haritada bir noktaya bu adı koymak, o noktanın kehanet verdiğini göstermez. Mitin sorusunu bir cisme taşır. Söylenen söz, dinleyen onu almadığında ne olur?
Jung ne görüyor
Jung Kassandra'ya ayrı bir yazı ayırmaz. 1916'da yazıp 1957'de yayımladığı "Aşkın İşlev" yazısında şunu anlatır. Bilincin kabul etmediği bir içerik, önce anlaşılmaz bir biçimde gelir. İş, o içeriği kovmak değil, yanında tutmaktır. Kassandra buna uyan bir imgedir. Söz doğrudur. Dinleyen onu bir anlam olarak almaz. Bu Jung'un kendi uygulaması değildir. Oyun, bu tutmama hâlini sahnede gösterir.
Koro bilgisiz değildir. Eski suçu tanıyacak kadar bilir. Bilgi kapının önünde durur. Gelen şeyi duyar, yanında tutmaz. Oyun bunu bir terimle söylemez. Sonucu sahneler. Kassandra içeri girer. Çığlık sonra gelir.
Hermeneutik bakış
İnanılmamak, metinde bir büyü olarak anlatılır. Büyü, dinleyeni temize çıkarır. Oyun buna tam izin vermez.
- Apollodoros'ta lanet bir açıklamadır. Tükürük, sözün kaderidir. Kimse inanmaz, çünkü tanrı böyle istemiştir. Dinleyenin payı silinir.
- Aiskhylos'ta koro eski kanı tanır, yaklaşan kanı tutmaz. Sağırlık büyüden önce bir seçimdir. Geçmişi duymak, kapının ardını duymaktan kolaydır. Geçmiş bir şey yaptırmaz.
- Christa Wolf, Kassandra (1983) romanında aynı saati içeriden anlatır. Soru yalnız "neden inanmadılar" değildir. Soru, bir kadının savaşın diliyle söylenemeyen şeyi görerek nasıl bir haberci olduğudur. Wolf bunu kendi çağının savaşına da sorar.
- Lanet okuması rahatlatır. İnanmamak bir yazgı olur, bir kaçınma değil. Oyun rahatlatmaz. Kassandra söyleyerek içeri girer. Söz, inanılmadığı için bozulmaz. İnanılmadığı hâlde durur.
Eski suçu duyup kapıdaki suçu duymamak, bir sağırlık mıdır?
Kaynaklar
- Aiskhylos, Agamemnon (Kassandra sahnesi, özellikle 1072-1330 dolayları)
- Apollodoros, Bibliotheke III.12.5
- Christa Wolf, Kassandra (1983)
- C. G. Jung, "The Transcendent Function" (1916/1957; Collected Works 8)
- C. H. F. Peters, 114 Kassandra'nın keşfi, 1871
